23 Haziran 2019

BİR AİLE HİKAYESİ





Ben diziyi tesadüfen 3.bölümünde izlemeye başladım. TV ile pek aram yoktur hele ki birbirinin aynısı entrika, yalan, dolan, kötülük dolu dizileri değil seyretmek duymaya bile tahammülüm yoktur. Bu diziyi ilk gördüğümde adı gibi bir aile hikayesi olması beni çok etkiledi. Ve izlemeye devam ederken birkaç bölüm sonra da THIS IS US adlı yabancı bir diziden uyarlandığını öğrendim. Seyredenler birebir aynısı olduğunu söylüyorlar fakat ben öyle düşünmüyorum. Çünkü kemik konu tamam aynı olabilir ama adaptasyon dizilerinde mutlaka bazı yerler değişmeli neden? Çünkü seyredilen toplumun örf, adet, resmi ve dini günleri v.s. değişkenlik gösterir. En basiti anneler günü dünyada çok farklı zamanlarda kutlanır. Türkiye'de Mayıs ayında kutlanırken İngiltere'de Mart ayında kutlanır. 

Malum diziler sezon finali yaptı ve tatile girdi. Ama beni acayip sardı bu yapım. Fox TV'de gösteriliyor. Merakla yeni sezonu bekliyorum. Bu arada fırsat yaratabilirsem yabancı versiyonunu da seyretmeye çalışacağım. 

Genel anlamda oyunculuklar başarılı ama çok sığ ve donuk kalan zamanlar da oluyor buna rağmen konu ve işleyiş açısından duygusallık,drama,espri öğeleri başarılı şekilde serpiştirilmiş. Benim favorim baba Cem Güneş'i oynayan Celil Nalçakan. Rol yeteneği, ses tonu yüreklere işliyor. Bu arada kendisinin bir de şiir kitabı çıktı en kısa zamanda almak istiyorum ;) belirtmek isterim.


Seyredenlerden yorum bekliyorum , siz nasıl buluyorsunuz diziyi ?











BİR AİLE HİKAYESİ KONUSU
Aynı gün otuz beşine basan dört insan… Dördü de hayatlarının en önemli gününü yaşamak üzere…
Cem (Celil Nalçakan) çok sevdiği karısı Reyhan’la (Songül Öden) doğum gününü kutlamaya hazırlanırken, Reyhan’ın aniden doğum sancısı tutar. Riskli bir doğum olmasına rağmen, son ana kadar her şeyin yolunda gideceğine ve üçüzleri kucaklarına alacaklarına inanırlar. Ancak hayatın onlar için bambaşka bir planı vardır.
Beş yıldır büyük bir markanın reklam yüzü olan Berk’in (Birkan Sokullu) asıl hayali oyuncu olmaktır. Sonunda iyi bir filmde oynama şansı yakalar ancak yapımcısından izin alamaz. Şimdi önünde önemli bir yol ayrımı vardır. Ya her şey eskisi gibi devam edecek, ya da Berk özgürlüğü seçip bedelini ödeyecektir.
Karısı ve çocuklarıyla huzur içinde yaşayan Mahur’un (Olgun Toker) bir sırrı vardır. Bir süredir biyolojik babasını bulmaya çalışmaktadır. İyi haberi doğum gününde alır. Ancak babasıyla tanıştığında öğreneceği gerçek onu büyük bir hayal kırıklığına uğratacaktır.
Çocukluğundan beri başı kilolarıyla dertte olan Beste (Elçin Afacan), otuz beşinci doğum gününde yeni bir karar alır. Bugüne kadar hayatı umduğu gibi gitmemiştir ve artık dizginleri ele almanın vakti gelmiştir. Ne pahasına olursa olsun zayıflayacaktır. Hiçbir şey onu yolundan alıkoyamaz. Aşk dışında…
Bu beş insanın başına ne gelirse gelsin, onların bildikleri bir şey var; Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak.

THIS IS US 
Bu da orijinal versiyonu 




HAYELDAMLASI DİZİ 

20 Haziran 2019

Bir Kitap CHEF OLMAK İSTİYORUM ve Bir Tarif MANTAR KURABİYE





Chef Olmak İstiyorum
Emre İdrisoğlu
Rumuz Yayınları

Yazar şefimiz Emre İdrisoğlu bu kitapta iyi bir şef olmanın hangi yollardan geçtiğine değinmiş . Kendi tecrübelerinden de yola çıkarak ,yaşanmış kanlı canlı örnekler vererek. Çünkü aşçılık sadece yemek yapıp, tabaklayıp insanların karnını doyurmaktan ibaret değil. Her işin bir inceliği var bu noktaları kavrayıp misyon edinirseniz işte o zaman gerçek bir şef olursunuz. Ben de yemek yapmaya meraklıydım özellikle pasta işlerine hatta yıllar önce profesyonel eğitim alıp mesleki kariyerime bu yönde devam etmek istemiştim. Fakat yol haritam beni bazı sebeplerden dolayı farklı yönlendirdi. İyi bir şef olmak gerçekten hakkını verebilmek için azim,sabır ve çelik gibi sinirlere sahip olmak gerekiyor. Bu yola adım atacak kişilere öneririm .

#ArkaKapak

Gelişen gastronominin süslü tabakları gibi değil aslında perdenin arkası. Bu mesleği yapmaya karar vermekle tecrübelenmek yetmiyor bazen. Belki de mutfak dünyasının en kızgın tenceresinde pişmek gerekiyor. Başarının sırrı, dünyanın en kızgın yağlarını ellerine dökerken gözünü kırpmamakta gizlidir.
İnsanlar hayatları boyunca, öldükleri zaman nasıl hatırlanacaklarını düşünüp dururlar. Bunu sağlamak kimi  zaman imkansızdır. Çünkü elektriği bulan kişinin hatırlanması gibi değildir bir aşçının hayattaki varlığı. Biz aşçıyız ve öldükten sonra hatırlanmamızı sağlayacak tek şey, fastfood akımına karşı Türk mutfağını savunup, işlemek ve geleceğin aşçılarına Anadolu mutfağı aşkını aşılamak olacaktır.


Bu arada nacizane fotodaki mantar kurabiye olması gereken kurabiye olmasına oldu ama şekil olmadı 🤭🤗 önemli bir nokta daha işte hem göze hem damağa hitap etmeli. Ama kahve ve çayın yanında kocaman bir tane yetiyor 🙈Tarifini hemen veriyorum bu arada tarif Arda Türkmen e ait ☕
Bu arada hamurdan parçaları küçük tutun yuvarlayıp tepsilemeden önce ,ben onu hesaplayamamışım aceleden, pişerken de yayılıyorlar  çünkü 👍


Mantar Kurabiye

 Malzemeler

250 gr. margarin – oda sıcaklığında
1 su bardağı pudra şekeri
2 adet yumurta
4 su bardağı mısır nişastası
1 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

Üzeri için Malzemeler
Kakao

Yapılışı

Tezgah üstü mikserinizin içerisine önce margarini ve pudra şekerini ekleyin.
Ardından hafif yüksek devirde çalıştırın.
Çalışırken içerisine yumurtaları tek tek ekleyin ve yüksek devirde çalıştırın.
Ardında mısır nişastası, un, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip, çalıştırmaya devam edin.
Eğer hafif ele yapışan bir kıvam elde ederseniz hafif unla birlikte yoğurun.
Hamurunuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartın ve elinizde yuvarlayın.
Fırın tepsinize fırın kağıdı serin ve hazırladığınız kurabiye parçalarını aralıklı olacak şekilde fırın tepsinize dizin.
Bir kaba kakao koyun.
Soda şişesinin ağzını kakaoya batırıp, kurabiyelerin üzerine bastırın.
180 derecede önceden ısıtılmış 15 dakika pişirin.

HAYELDAMLASI 
KİTAPLIĞI VE MUTFAĞI





09 Haziran 2019

BEBEK'TE ÜÇ BEŞ TUR ATTIK :))



Şu manzara herşeye bedel öyle değil mi? Canım İstanbul'umun sembollerinden köprüyü aldık karşımıza , elele sahil boyunca yürüdük aşkla :) 💘 Denize girmeyi sevmem ama deniz kenarında yürümeyi, oturup bir bank'a sonsuz maviyi izlemeyi , hayaller kurmayı, okumayı, müzik dinlemeyi, yazmayı ve sohbet etmeyi hele hele çayımı kahvemi yudumlamayı pek severim , ondan iyi yarenlik yapacak şey mi var bu dünyada . Her şeyden önce su hayattır, akar gider hep derler ya derdin oldu mu suya anlat geçeeeer gider diye , işte benim sevgim bundan ibaret denize karşı. 
Burası BEBEK sahili. Seviyorum burayı , nezih ama bir o kadar da kalabalık , gerçi bayramın son gününde gittiğimiz için arabayı park edecek yer kolay bulduk. Tabii deniz havasını alınca birşeyler yemeden olmaz . Duraklarımızı tek tek aşağıda sizlere fotolarla aktaracağım. Her birinden ayrı memnun ayrıldık. İkisi daha önce deneyimlediğimiz yerlerdi Caffe Nero ve Güneş Waffle&Dondurma, Little China Bebek ise ilk keşfimiz oldu ve bundan sonra gittiğimizde uğrak mekanlarımızdan biri olacak. Çok fazla fotoğraf çekemedim hep sonradan aklıma gelir 😁 Önce karın doyurmak gerek değil mi :)



GÜNEŞ WAFFLE & DONDURMA


Bebekte en sevdiğimiz waffle dükkanı. Girişi ferah, çeşidi bol, leziz, uygun ve hijyene dikkat ederek çalışıyorlar en önemlisi de bu benim için. Daha önce çok kez yemiştim bu ara tatlıyı yemeyi bırakmıştım ama bayramda biraz kaçırınca bu defa waffle yemedim ama eşim afiyetle yedi. İlk durağımız burasıydı kısa yürüyüşten sonra. 
Cadde üzerinde yeri de kolay ama arabanız varsa park sorunu yaşayabilirsiniz. Bebek'te sahil, cadde kesiminde olan her yer için geçerli bu söylediğim. Zaten caddelerde park yerleri İspark'a ait kaçarınız yok, iç kesimdeki cadde kenarına park edince de çekilme olasılığı yüksek. Aman dikkat astarı yüzünden pahalıya gelmesin :)








LİTTLE CHİNA BEBEK

Waffel'dan sonra sushi yenir mi demeyin 😆 yenir tecrübeyle sabit. Tabi ben waffle yemediğim için iştahla yedim gerçi eşimin de benzer farklı bir yanı yoktu. O da güzelce yedi. Kimisi sushi içindeki balıklar çiğ diye yemiyor ama yan ürünlerle ve acı sosuyla , soya sosuyla o kadar leziz oluyor ki anlamıyorsunuz bile çiğ balık tadını. Kesinlikle tavsiye ederim. 

Küçük bir yer fakat çok kalabalık olmadığı için rahat ettik. Bizim tercihimiz Boston Roll oldu. Menü geniş vegetables ve kızarmış çeşidiyle geniş bir yelpazeye sahipti sushiler. 














CAFFE NERO

Nero aşkımı herkes bilir. Özellikle instagramda her gittiğimde mutlaka paylaşırım. İstanbul'da mağaza sayılarını ve bana olan yakın lokasyonlara şube açmaları için sürekli mesaj çekiyorum ama şimdilik hareket yok. Please duuyun sesimi :))))   Yıllar önce daha İstanbul'da Türkiye'de kahve zincirlerinin esamesi yokken Londra'da tanıştım Caffe Nero kahveleri ile. Hatta gelirken orta boy kahve fincanı takımını almıştım oxford şubesinden hatıra kalsın diye sonrasında İstanbul'da açılmaya başlayınca çooook ama çok mutlu olmuştum. Bunun dışında Cafe Costa ve Starbucks 'ı da denemiştim ama benim favorim her zaman CAFFE NERO oldu 👍

Bebek şubesi daha önce sahil tarafında Bebek Kahve'nin yanındaydı. Orası kapandı Kahve Dünyası açılmış orada şimdi. En sevdiğim yer orasıydı gittiğimizde kahvelerimizi alır balkonda denize karşı yudumlardık kahvelerimizi. Üç katlıydı. Kapanınca üzüldüm açıkçası şimdi deniz manzarası yok ama o kadar farklı konseptte açılmış ki yolun diğer tarafında evinizin rahat ortamında yudumluyorsunuz sanki :) Kütüphaneler efsane, bahçesi harika hem yan sokaktan hem de caddeden girişi var. 
Asla vazgeçemeyeceğim bir tat. Yolunuz düşerse kahvelerinizi içerken beni de anın 😂😂😂







HAYELDAMLASI MEKAN 

07 Haziran 2019

MİNİSO'dan Papatya Özlü Yogurt Mini Mask




Severek gezdiğim ve keyifle alışveriş yaptığım bir mağaza. Ben , bana yakın olduğu için Mall of İstanbul şubesinden alışveriş yapıyorum. 
Dilerseniz 👉https://www.miniso.com.tr/ adresinden de online alışveriş yapabilirsiniz. Ben bugün sizlere mağazadan aldığım Chamomile Yogurt Mini Mask ı anlatacağım kullandığım kadarıyla. En baştan şunu belirtmeliyim mağazada görev yapan kişi maalesef çok fazla bilgi sahibi değildi, kullanımı ve ürün hakkında da, yardımcı olmaya çalıştı fakat küçük bir ürün olduğu için üzerinde de talimat ve özellikleri belirtilmemişti. Yine internete başvurdum kullanımı, özellikleri ile ilgili fakat ,daha kolay bir biçimde olabilirdi tabii ki. 





Ürün 8 gramlık mini kutusunda jel kıvamında. Ben yağlı,karma bir cilde sahibim. Üzerinde cilt tipi belirtmediği için kullanılabilir olduğunu düşündüm her cilt tipine. Aslında iki kullanımlık fakat ağzını açtığımda sağlıklı muhafaza edilecek bir türde kapak yapmadıkları için ben bir defada bolca 😆 kullandım gerdan ve dekolteye de hahahaha.
Fırça kullanmadım , parmaklarımla yedirerek sürdüm fakat fırça da kullanılabilecek yapıda. Sarı ve jelimsi. Yatıştırıcı ve ferahlatıcı bir etkisi olduğundan ,papatya özlü olduğu için, sonradan öğrendiğim kadarıyla gece yatmadan önce tavsiye ediliyormuş yine bu konuda bilgiye sonradan ulaştığımdan ben gün içerisinde kullandım.  
Sürdükten sonra 10.dakikada hafif yanma ve kaşıntı oldu ama çok rahatsız edici düzeyde değil. 20-25 dakika sonra yıkadım yüzümü ammavelakin kalın da bir tabaka sürdüğüm için duş alsam yeriydi 😇 

Geçenlerde mağazaya yolum düştüğünde baktım ürünler arasında yoktu daha doğrusu mini maskların hiçbir çeşidi yoktu , online satış hesabına baktım orada da bulamadım. Dönemsel ürün kapsamında sanırım. Bulursanız haber verin ;) Kullananlar da olduysa yorumlarınızı bekliyorum ;)






MİNİSO HAKKINDA 

Tokyo genel merkezli Japon ‘fast fashion’ tasarım markası MINISO, baş tasarımcısı olan Miyake Jyunya ve genç girişimci Ye Guofu tarafından 2013 yılında kurulmuştur.
Kurulduğundan bu yana küresel ölçekte büyüme kaydeden MINISO, üç yıl içerisinde tüm dünyada 2000’den fazla mağaza açmıştır. En fazla sayıda Çin’de olmak üzere, Japonya, ABD, Kanada, İngiltere, Portekiz, Rusya, Ukrayna, Polonya, İspanya, Yunanistan, Singapur, Tayvan, Nepal, Vietnam, Bengal, Dubai, Suudi Arabistan, Kore, İtalya, İsrail, İran, Malezya, Hong Kong (Çin) ve Makao (Çin) dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesi ve bölgesi ile stratejik iş birliği anlaşması imzalamış   bulunmaktadır. Ayda ortalama 80 ile 100 mağaza açan MINISO’nun 2020 yılına kadar tüm dünyada 6,000 mağazaya ulaşılacağı öngörülmektedir.
MINISO, kaliteli yaşam ve müşterilerin ihtiyaçlarına riayet etme felsefesini savunan; kendisini, müşterilerine kaliteli, yaratıcı ve düşük fiyatlı ürünler tedarik etmeye adamış global bir markadır. MINISO aynı zamanda, yeme-içme, hızlı giyim ve eğlence sektörleri ile alışveriş merkezlerinin ana gücü haline gelerek moda ve eğlenceyi bir araya getiren yeni bir iş stili yaratmıştır. Kaliteli yaşama dönük ‘fast fashion’ felsefesini gerçekleştiren MINISO, müşterilerin mutluluk, moda ve iyi bir yaşam tarzı tecrübe edebilmelerini sağlamak için yepyeni ve eğlenceli bir alışveriş ortamı oluşturmaya odaklanmaktadır.
Türkiye’de ilk mağazasını 17 Aralık 2016’da Ataşehir Watergarden AVM’de açan MINISO, emin adımlarla büyümeye devam etmektedir. Hedefi iyi ve güvenilir kaliteli, eşsiz stil ve düşük fiyatlı ürünlerini Türkiye’de daha çok yere ulaştırmaktır.

https://www.miniso.com.tr den alıntı yaptığım mağazalar zincirinin kısa geçmişini sizlere burada da aktarmak istedim. 



HAYELDAMLASI BEAUTY

MAYIS AYINDA OKUDUĞUM KİTAPLAR




Mayıs ayında okuduğum kitaplarla geld,m biekaç hafta sonra huzurlarınıza. Ne zaman bu sefer arayı uzatmayacağım desem araya birşeyler giriyor ve bir bakıyorum bir süre uzak kalmışım. Geçtiğimiz ay Ramazan-ı Şerif ayıydı ve en huzur bulduğum zamanlardan biri. Ve sahuru nöbetçi eczaneler gibi beklediğim için :)  yarasalarla yaren olduk hahahahaha. Hayat şimdi normale dönüyor. Uzak kaldığım dönemde tüm arkadaşlarımı özledim hepinizi ziyarete geleceğim. Postlar epey birikti hepsini elden çıkarmam lazım.

Kitapların içeriğiyle ilgili sizlere kısaca bilgi vereceğim aşağıda. Siz neler yaptınız bakalım bu dönemde ;)



MAYIS AYI OKUDUĞUM KİTAPLARIM



 DOĞURANA KADAR MÜKEMMEL BİR ANNEYDİM
53 YAZAR ANNE 
(BİRİ BENİM :)
SIFIR YAYINLARI /PROJE KİTAP


Okumayı çok severim kendimi bildim bileli. Kitap,dergi,gazete hatta ev bazen istifçilerin yaptığı görünüme bile kavuşmuş olabiliyor ama sonra toparlıyorum tabi :) Ve bunca zaman sonra küçük bir fırsatla -arada şiir yazardım- anne-çocuk temalı bir proje kitap bilgisi geldi yayınevinden. Toplamda 53 anne, annelikle ilgili istediği türde yazı yazacak ve bir kitapta toplanacak diye. Harika bir fırsattı benim için , oğluma kalıcı bir anı bırakabilmek paha biçilmez bu anlamda. Çok güzel anlatı ve hikayeler var. Mutlaka kendinizden birşeyler bulabildiğiniz ;)





KAPALIÇARŞI
FUAT SEVİMAY
HEP KİTAP

Zevkler ve renkler tartışılmaz denir ya işte tam da o durumu yaşıyorum şu anda. Mayıs ayı @okurkonusur grubumuzun kitabıydı Kapalıçarşı. Ama ben okuyamadım maalesef . Olmayınca olmuyor , denedim iki kere ıııı - ıııh . Tabi beğenenler de oldu ama benim gibi ısınamayanlar da. 
Kitaptaki hikaye 14.yy.da Kapalıçarşı etrafından aktarılıyor. Zanaatkarlar ,halk, tüccarlar v.s. Olaylar gerçek ve hayalin içiçe geçmesiyle esprili de denebilecek bir dille aktarılıyor. Sanırım ben daha çok gerçekçilikten ve netlikten yana olduğum için hikaye beni içine alamadı. 
Yazarın diğer kitaplarını da bir araştırayım . Başka bir kitabına şans verebilirim ,peşin hükümlü olmak istemem. Okuyanlardan görüşlerini almak isterim ,diğer kitaplarinda akış ,anlatım aynı şekilde midir acaba?
.
Hangi kitabını okumalıyım diye sorduğumda yazar egosunu tamamen rafa kaldırmış olarak beni instagramda yorumun altında cevapladı. Ve gerçekten takdir ettim. Herkes olgunlukla her türlü eleştiriyi kaldıramıyor çünkü. Ve onun önerdiği farklı bir türde kitabını en kısa zamanda alıp okuyacağım ve sizlerle buradan paylaşacağım.








KÜRK MANTOLU MADONNA 
SABAHATTİN ALİ
YAPI KREDİ YAYINLARI


#kitaptanalinti “Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘Bu öyle olmayabilirdi!’ düşüncesi.”


İnsan başladığı zaman tüm kitabı anlatası geliyor. Ama ben bu haksızlığı henüz okumayanlara yapmayacağım. Bana neler bıraktı bunları size aktaracağım. Siz zaten okumak isteyeceksiniz. Şiirleri hariç öykü,roman anlatımında yazarın ilk okuduğum kitabıydı. Aşkı, tutkuyu, sevgiyi, sıkışmışlığı ,toplumsal fark ve baskıları , yaşayışa sirayetini bu denli akıcı ve güzel anlatılabilirdi ve bunu da ancak Sabahattin Ali yapardı ✌️ Anlatıcının mektubu okumasıyla Maria Puder ve Raif Efendi'nin Almanya'da başlayan aşklarını masalsı dilde okuyoruz . Ammavelakin beni en çok etkileyen sonu oldu ,merak etmeyin oraya girmeyeceğim. Bir kere okumanIn yetmeyeceği eserlerden. Aradan zaman geçince bir kez daha demlemek isterim.







ALLAH NASİP EDERSE OLUR
BEKRİ
ARUNAS YAYINLARI

Bir şeyi çok isteriz ama olmaz ya hayıflanır dövünürüz ya da kısmet nasip değilmiş deriz. Hayırlısı nasılsa öyle olsun deriz ne güzel bir değiştir o. O'ndan gelen herşeye tevekkülle yaklaşmak. Bu kitapta da çok güzel kıssadan hisse hikâyelerle nasip anlatılıyor. “Nasipse gelir Hint'ten, Yemen'den, nasip değilse , ne gelir elden.” İstediğimiz bir şey olmayınca üzülmeyelim inşaallah belki daha iyisi bulacaktır bizleri ya da Şerden korunmuşuzdur kim bilir ? Rabbim neylerse güzel eyler .


Suyuma da gül yapraklarıyla efendimizin en sevdiği aromayı verdim ,içtikçe sanki daha bir ferahlık hissediyorum 🌹 misss gibi alaçatıdan .






OSMANCIK
TARIK BUĞRA
ÖTÜKEN YAYINLARI

Osman Beğ'in hayatı boyunca yaşadıklarını ,gördüklerini,çocukluğunu,gençliğini,ailesini,fetihleri v.s. sıralı bir şekilde anlatan tarihi kurgu bir roman. Yazar mümkün mertebe o zamanlarda yaşananları günümüz diline uyarlayarak anlatmaya çalışmış. Yöresel dili de kullanmayı unutmamış bu arada .Keyifli bir okuma oldu benim için tarihi romanları sevenlere tavsiye edebilirim. .
.
.
#kitaptanalıntı

 “Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde, katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoş görmek sana; aciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. Ey Osmancık bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak şevklendirmek, gayretlendirmek sana”







CİNAYET SINIFI BAŞKANI
AYŞE ERBULAK
MONA KİTAP

Ayşe Erbulak'ın son kitabıydı bu. Daha önce 5 serinlik kitaplarının ilk ikisini okumuştum onlara da devam edeceğim fakat bağımsız olduğu için bu kitabı okumak istedim ama keyif vermedi. Polisiye iyi gider dedim ama umduğumu bulamadım. Olay örgüsü elbet var başı sonu belli olan ,gerilim ya da polisiye öğelerden yoksun, bana tam bir ters köşe oldu anlayacağınız. Çok fazla beklenti olmadan okumak isteyenler okuyabilir ama ivmeyi düşürmem diyenlere tavsiye etmem.
.
.
.
Kısaca kitaptan bahsedecek olursam ➡️ Gizem ,Ali,Ela üçlüsü arasında gidip geliyor. Bölümler bu kişilerin ağzından aktarılmış. Ortak noktaları ; çocukken yaşadıkları travmaların onları nasıl katile dönüştürdüğü ve özel bir üniversitenin gastronomi bölümünde nasıl bir araya getirdiği ile ilgili. Anlatım bakımından da beni bağlayamadı maalesef pek yavan geldi.




EDEBİYATIMIZDA SEVDİĞİM ROMANLAR KILAVUZU
SELİM İLERİ
EVEREST YAYINLARI

Romanlar karasevdalısı olarak bilinen Selim İleri'nin kaynak kitap niteliği taşıyan kitabını @toyzzshop tan%50 indirimle aldım. @mallof_istanbul şubesinden . Sizler de yakınınızda varsa mutlaka uğrayın ,size hitap edecek bir kitap mutlaka bulursunuz 👍
.
Kitaba gelecek olursak Selim İleri'nin hayatı boyunca okuduğu ve özellikle içlerinden yolunu aydınlattığı ona ışık tutan seçkileri biz okurlarla paylaşıyor. Bu anlamda daha kıymetli elbette. .
.
“Roman sanatını bütün açılımlarıyla sevdim. Edebiyatımızın romanlarına da bu sevginin görüngesinden yaklaşmaya çalıştım. Edebiyat tarihçilerimizin hor gördüğü eserler de var bu kitapta. O eserlerin önemsenmemiş özelliklerini saptamaya çalıştım. Kılavuzu sevdiğim kitaplarla sınırladım.” Selim İleri





HAYELDAMLASI KİTAPLIĞI

ARALIK 2020 DE OKUDUĞUM KİTAPLAR

  Neredeyse bir hafta oluyor ve ben yeni post giriyorum. Aslında planlayıcımda ve kafamda oluşturdum haftada bir en az bir post olsun diye a...